Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine,ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.
"Yaşlı bir adam olmak istemiyorum. 70 yaşına kadar yaşamak sıkıcı olsa gerek.."
"Dopdolu bir yaşamım oldu.Yarın ölsem hiç gam yemem. Ben hayatta her şeyi başardım."
sözleriyle hayatta ne kadar yaşadığının değil de nasıl yaşadığının önemini vurgulamış ilahi ses, gelmiş geçmiş en büyük rock yıldızı, boksör, bileği bükülmez bir masa tenisi oyuncusudur kendisi.
sözlerinin arkasında durmuş ve 45 yaşında yakalandığı Aids nedeniyle yaşamını yitirmiştir.
büyük insanlar uzun yıllar yaşamıyorlar zaten ,hayatı iliklerine kadar yaşamış olsalar gerek sonlarını kendileri hazırlıyorlar. efsaneler az yaşamalı ki kıymetleri bilinsin.
freddie bu dünyadaki görevini tamamladı, cennete geri döndü.
uyku tutmadı. bu gece ve diğer tüm gecelerde olduğu gibi, seni gördüğümden beri, aklıma düştüğünden beri. ayaklarım yere basmıyor, sanki yerçekiminden kurtuldum, boşluktayım.
yarım yamalak uyuyorum aslında, hicranım birlikte olunması gereken her gece de, seni sensiz yaşamak, mesafelerin bu kadar uzak olması, bir kaç gün sonra daha da uzaklara gidecek olman, ilk defa bu kadar uzaklaşacak olmak. kim bilir daha kaç uzaklık dem vuracak içimize.
uyumak istiyorum, evet, çok uyumak. döne döne uyumak hatta. hakkım olmayan uykuları uyumak.
ama işte uyuyamıyorum ki, rüyalarım büyüsün.
oysa ne güzel olurdu, en tatlısından rüyalar görsem her gece, seni de alsam rüyalarımın içine, kaybolsak beraber sonsuzluğun içinde. gözlerimi açtığımda ilk gözlerine baksam.. kelimeler bulsam sana, daha önce hiç duymadığın, fısıldasam usulca kulağına.. tüylerin diken diken olsa.
seni bir güzel öpsem, dudaklarımın nelere kaadir olduğunu anlatsam,o baygın başdönmesi, tatlı yorgunluk, ölüp ölüp yeniden var olmak, dışarısı karanlık olsa senin mutlu aydınlığına inat, sabahın ilk ışıklarına doğru senli benli ne varsa yeniden sevsem. işte neler neler varken öyle uzaklardayız, öyle umarsızca ....
işte kahpe felek, çivelek. belki çiğbörek.
biraz da şükretmek yaşadıklarımıza. tanrı'nın bir lütfu olmalı. ben her gece şükrederim bilmiyor muydun yoksa?
koluma yattın ya hani, sol erkek koluma, güçlü olan koluma. sırtını dönüp uyudun ya hani güven içinde, ben güçlü hissettim ya kendimi, dağıldı ya saçların, bıraktın ya öyle. nasıl da kokladım tutam tutam saçlarını. öptüm sonra, kulak memelerini, kalın kaşlarını, dudaklarını da öptüm. o çocuk gülümsemesi gizlenen dudaklarını , gözlerini sonra , yaşamadık o an. belki yaşamak oydu. yani yeni yeni başlıyoruz yaşamaya, derin nefes almaya, o ölümsüz anlara.
öyle umarsızca dünya dönüyor, zaman hep geçiyor, günler birbirini izliyor, sonra saatler. bir sen geçmiyorsun. ah bu sessizlik çınlamasa ya kulaklarımda.
buralarda güneş yok, sıcak yok. her yerde kar var, seninle bembeyaz bir sayfa açıldı, yeni bir hayat geldi oturdu düşlerime ve beyaza boyandı heryer. o düşlerden hiç uyanmak istemiyorum. kıyısında yürüyorum düşlerin, öyle bir kıyı ki bir adım daha atsam "sen" olacağım. bir adım geri atsam karanlıklarda. aklım başımda değil, havalarda.
işte eskiden aşk nedir?" diye sorsalar "siktirin lan" derdim. ama ya . şimdi. şıpsevdi sakızlarındaki yazılar kadar basitmiş aslında. basit ama çok zor. gitmek ardından, aniden özlemek, birden görmeyi istemek, birden delirmek ,her şeyi dağınık bırakıp ona gitmek, sadece görüp geri gelmek bile yeter.
öyle işte. gökyzü kıpkırmızı. "ü" sü eksik evet. yüzü yok, varsa da olmasın. yazdırma.. kır kelami, kes kalemi, yık kale'mi..
ya da gülümse, sadece..... gecelerde kavuşur elbet sabahlara.
-evet soğuk olacak, yalnız yaz…
-ama boşluğu dolduracağım
-sana bütün hayallerimi yollayacağım
-her gün bir mektubun içinde
-öpücükle mühürlenmiş…
-seni güneş ışığında göreceğim
-sesini her yerde duyacağım
-sana dokunmak için koşacağım
-fakat, sevgilim sen orda olmayacaksın!
-hoşça kal demek istemiyorum
-yaza
-özlediğimiz aşkı bilerek
-antlaşma yapalım
-eylülde buluşmak için
-ve bunu bir öpücükle mühürleyelim
ellerimiz birbirine dokununca nasıl oluyoruz? işte öyle oldum. bakışlarımız buluştu ya, bir başka türlü attı yüreğim, tren hareket etti. bir sabah. karşı karşıyayız. susuyoruz. Konuşuyoruz. sevmekten bahsediyorum durmadan. seni sevmekten. gözlerim gözlerine soruyor? seviyor musun? Hep evet çıkıyor gözlerin , ellerin sonra ya dudakların? hep evet.
Oysa yüzlerce hayır diyen var. mesela: bir çocuk hayır, bir kadın, ıssız bir adam, bir yabancı hayır. "Hayır"lar arasında çağlıyordu "evet"lerimiz.
Tren ilerliyor. Gözlerin gözlerime soruyordu ne olacak diye. gözlerim gözlerindeydi. Bizi sürükleyen bir akıntı. Durdurmak ne mümkün onu, hükmedemeyiz ona. durmadan akıp gitmeliyiz. yine gelmeliyiz, yine görmeliyiz. sonra yine sonra hep hep hep. hep gelirim sana
Bir şeyler koptu içimizden. yavaş yavaş kayboldun. kayboldukça büyüdün.
tren gidiyordu. denizlerden geçti. Denize öğlen güneşi vurmuştu. kayıklar gördüm kıyılarda. denize taş atan yunuslar gördüm. Uzakta bir balıkçı teknesi. giderek uzaklaştı tren senin şehrinden. içim ezildi.
yazılanların hepsi doğru olmamakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about . Copyrights of the articles are belong to their authors.